Evde Geçirdiğiniz Vakitleri Fırsata Çevirecek 5 Kitap

Pandemi sırasında birçoğumuz işimizi, eğitimimizi, hatta alışverişimizi evimizden sürdürdük. Evde geçirmek zorunda olduğumuz bu süreçte, kendim de dahil olmak üzere, pek çok insanın vaktini verimli geçirmek konusunda içsel bir zorlanma yaşadığını düşünüyorum. Vaktimizi yeterince iyi kullanıyor muyuz? Daha iyisini yapabilir miyiz? Bu sorular kişiden kişiye değişebilir. Ancak bu yazımda, hiçbir fark gözetmeksizin herkese hitap eden ve pandemi süresince evde geçirdiğiniz boş vakitleri birer fırsata çevirebilecek birbirinden kıymetli kitapları sizlerle buluşturuyor olacağım. Öyleyse fazla uzatmadan, kitapların büyülü dünyasındaki maceramızı bekletmeyelim!

Alemdağ’da Var Bir Yılan

Sait Faik Abasıyanık

Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik’in artık klasik hikaye kalıplarından kurtularak sürrealist bir tarzda yazdığı ve aynı zamanda yazarın son hikaye kitabı olma özelliğini taşıyan bir eserdir. Ölümüne kadar hayatının son dönemini, annesiyle beraber Burgazada’daki evlerinde geçiren Sait Faik’in hikayelerinin hepsi, bir yandan da onun biyografisidir. Okuyucuyu toplumsal normlar ve realitelerden uzağa sürükleyecek ve farklı bir pencereden, Sait Faik’in Realitesi’nden bakmasını sağlayacak on yedi hikaye bu kitapta sizleri bekliyor! Hikaye türünden hoşlanmayanlar için bile, oldukça iddialı, sürükleyici ve fikir dünyanızı alt üst edecek bir kitap.

İnsan Olmak

Engin Geçtan

Farklı türlerde kitapları yayımlanan Psikiyatrist-yazar Engin Geçtan’ın meslek dışı okurlar tarafından da, belki de en fazla ilgiyi gören bilimsel kitabı. İnsan Olmak, psikiyatri bilimine ilgisi olanlar için giriş niteliğinde olabilecek ve temel bakış açısı kazandıracaktır. Birçok psikiyatri kitabına kıyasla, oldukça sade ve anlaşılır üslup ve dil ile yazılmış olması, her kesimden insanın tek bir kitapta toplanabilmesini ve keyifli bir okuma serüveni yaşamasını sağlıyor. Bu alana ilgi duymasa bile her insanın İnsan Olmak’tan çıkaracağı, elbette pek çok ders vardır bana kalırsa.

Varolmayan Şövalye

Italo Calvino

Varolmayan Şövalye, Küba’da İtalyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve daha sonra İtalya’ya yerleşen bir II. Dünya Savaşı dönemi yazarı Italo Calvino’nun İkiye Bölünen Vikont ve Ağaca Tüneyen Baron’da sonra Atalarımız üçlemesinin son kitabıdır. İsminden de anlaşılacağı üzere, bu kitabın kahramanı varolmayan bir şövalye! Nasıl mı? Parlak, gösterişli, beyaz ve bir o kadar da soğuk zırhına bürünmüş bir boşluk ve bir bilinç varlığından ibaret olan Agulilfo, soylu ve korkusuz bir şövalyedir. İdealleri ve “Efendim! Efendim!” diyerek peşini bırakmayan, bedensel varlığa sahip, ancak akıldan yoksun olan Gurdulù’dan başka bir şeyi de yoktur. Kitapta, bu iki kahramanla beraber, aslında varolanla varolmayanın çatışması sunulur okuyucuya. Eğlenceli baskısı ve her yaştan okura hitap eden üslubuyla Varolmayan Şövalye, elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap olacak.

Bilinmeyen Şaheser

Honoré de Balzac

Meçhul Şaheser, daha çok bilinen adıyla Bilinmeyen Şaheser, bir portre üzerinde aylarca çalışan, kusursuz ve ölümsüzün peşinde koşan bir ressamın trajedisidir. Sanatın ontolojisine dair konulara değinen bu hikâye, resim sanatında yeniçağı başlatmış ve resimle beraber edebiyat üzerinde de çarpıcı bir etki bırakmıştır. Mutlak olana, “kusursuz ve ölümsüz” arayışına yönelişi sanat dünyasında daha büyük ve pekişmiş bir konuma getiren bu kitap, aynı zamanda önemli sanat akımlarına da yol açmıştır. Kitapta Balzac’ı işlediği “soyut sanat” üslubu 19. Yüzyıl sonunda başlayarak 20. Yüzyılın tamamını çepeçevre sarmış, hem zamanın büyük sanatkârlarına yön vermiş hem de sanatta ontolojik kırılmalara, tartışmalara neden olarak yeni bir dönem başlatmıştır. Balzac tarafından gerek sanat camiasına, gerekse tüm insanlığa miras bırakılan bu kitap, hepimiz için ufuk açıcı ve ışık tutan bir eser olma niteliği taşıyor.

İnsan Ne İle Yaşar?

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Olmazsa olmaz, klasikler… Birçok insanın okumayı aklından geçirse de, sürekli ertelediği, belki de hiç okuyamadan hayatını tükettiği, ancak ertelenen her vakit için pişman olunası bir kitap, İnsan Ne İle Yaşar. Lev Nikolayeviç Tolstoy, Rus bir yazar olmasının yanı sıra, romanlarında verdiği felsefi anlamlarla bir filozof olarak da kabul görmüş bir romancıdır. “İnsan kendini kolladığı için değil, içinde sevgi olduğu için hayatta kalır.” diyen Tolstoy, bu kitapta birbirinden güzel ve her birinde oldukça derin anlamların barındığı, adeta capcanlı altı hikayesiyle bizlere bir şeyler söylüyor. Öyle ki, her okuyan bu kitaptan, kendine has ve apayrı bir şekilde kendi payına düşeni alacaktır. Rus edebiyatından keyif alamadığını iddia edenler için ön yargıları kıracak bir kitap olacağından eminim. Kitabın içeriğinden, elbette bahsetmeyeceğim. Ancak izninizle sizleri, Tolstoy’un kitabın girişine yazmış olduğu ve benim için oldukça manidar olan, mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm kısa bir yazısıyla uğurlamak istiyorum:


“Ölümden yaşama, kardeşlerimizi sevdiğimiz için geçirdiğimizin farkındayız. Kardeşini sevmeyen, ölüme katlanır.

Dünya malına sahip olup da kardeşinin muhtaç olduğunu gördüğü halde yüreğini ona kapatan kişinin içinde Tanrı sevgisi nasıl yaşayabilir?

Evlatlarım! Sözle veya dille değil, amel ve hakikatle sevelim.

Sevgi Tanrı’dandır, seven herkes dünyaya Tanrı’dan gelmiştir ve Tanrı’yı tanır.

Sevmeyen, Tanrı’yı da tanımamıştır. Çünkü Tanrı, sevgidir.

Tanrı’yı daha önce gören olamamıştır. Fakat birbirimizi seversek Tanrı da içimizde yaşar.

Tanrı sevgidir ve sevgide kalan Tanrı’da, Tanrı ise sevgide kalanın içinde yaşar.

Tanrı’yı sevdiğini, fakat öz kardeşinden nefret ettiğini söyleyen yalancıdır. Gözüyle gördüğü kardeşini sevmeyen, gözüyle görmediği Tanrı’yı nasıl sevebilir?”

Güzel bir hayatınız olsun. Huzurla…